27 Kasım 2013 Çarşamba

" Hocaları Toptan Kaldırmalı, din ve namus telakkisini kaldırmalıyız "

" Hocaları Toptan Kaldırmalı, din ve namus telakkisini kaldırmalıyız " - Mustafa Kemal Atatürk

Kazım Karabekir şöyle anlatıyor:

10 Temmuz 1923 Ankara istasyonundaki kalem-i mahsus binasında Fırka nizamnamesini müzakereden sonra, Gazi ile yalnız kalarak hasbihallere başlamıştık. “Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar” dediler. Kendisini hilafet ve saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan, din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce, şu izahatı verdi: “Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar! Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz!“

Bkz. Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası,


Atatürk-Karabekir, Yayına hazırlayan: İsmet Bozdağ, Emre Yayınları, Aralık 1991, s.143.


Aynı hatıraları Uğur Mumcu “Kazım Karabekir Anlatıyor” ismiyle neşretmişti. Oradaki ifade şöyledir:

“Bunun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız.” İsmet Bozdağ ifadeyi kendine göre yumuşatmış olabilir. Devam edelim:


Karabekir 14 Ağustos 1923 tarihinde Türk Ocağı’nda verilen bir çay ziyafetine gitmeden önce şu bilgileri işitdiğini bildiriyor:

“Gazi Kur’an-ı Kerim'i bazı İslamlık aleyhdarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’anın Arapça okunmasını namazda bile yasaklayarak bu tercümeyi okutacak! Ve o züppelerle işi alaya boğarak, güya Kur’anı da, İslamlığı da kaldıracaktır!”(s.158)

Akşam M. Kemal’e bu konudaki itirazlarını bildirince olanları şöyle anlatıyor:

“M. Kemal paşa beyanatıma karşı hiddetle bütün içini ortaya döktü: Evet Karabekir; Arapoğlunun(Hz. peygamberin) yavelerini(uydurmalarını) Türkoğullarına öğretmek için Kur’anı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip aldanmakda devam etmesinler!… Şüphe yok ki, yakın günlere kadar Kur’anı ve Peygamberi her yerde medh ve sena eden ve hatta hutbe okuyan bir insandan bu sözleri beklemek herkese eza veriyordu.” (s.159)

Kazım Karabekir’in hatıralarında şu satırlar da dikkat çekiyor:

“19 Ağustos Pazar akşamı, Mustafa Kemal ve İsmet Paşalar-Latife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiören’e giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. İsmet Paşa Lozan’da iken Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım’la birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi. Münakaşayı İsmet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükunetle bizi dinledi. Mustafa Kemal Paşa, Lozan’dan da aldığı hızla, ne İktisat Kongresi’nin ve ne de heyet-i ilmiye’nin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkilap hamlesi teklif etti: “Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılabı yapmazsak, başka hiçbir zaman yapamayız.“İlk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşa’dan işittiğim bu yeni inkilap zihniyetini İsmet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programları kulaklarımda tekrarlandı:


1- İslamlık terakkiye(ilerlemeye) manidir
2- Arapoğlu’nun yavelerini Türklere öğretmeli
3- Hocaları toptan kaldırmalı ! ”
(s.165)


26 Kasım 2013 Salı

LAİKLİĞİN en basit tarifi nedir?


LAİKLİĞİN en basit tarifi nedir?

 Devlet dine karışmayacak, din devlete…

 Kitaplardaki realiteden kopuk nazariyeleri, yalanları dolanları bırakalım, hayata bakalım. Bizde laiklik nedir?

1. Halkın iradesi hilafına Ayasofya’nın camilikten çıkartılıp müze yapılmasıdır.

2. Halkın iradesine ve din hürriyetine zıt olarak Hilafetin ilga edilmesi, son (sûrî) Halife Abdülmecid bin Abdülaziz Hanın kovulmasıdır.

3. Elmalılı Hamdi, Ömer Nasuhi Bilmen Efendiler ve daha niceleri gibi vasıflı, kudretli din alimleri yetiştiren İslam medreselerinin halka rağmen kapatılması, bir günde 40 bin talebenin sokağa atılmasıdır.

4. Tasavvuf tekkelerinin devlet terörü ile kapatılmasıdır.

5. Erbilli Şeyh Esad Efendi hazretlerinin düzmece Menemen vak’ası bahane edilerek zincire vurulup götürülmesi ve Menemen hastahanesinde şehid edilmesidir.

6. Bin yıllık Millî İslamî yazımızın yasak edilmesi, lisanın yozlaştırılması, kültürde öldürücü bir kopukluk olması, halkın dilsiz bırakılmasıdır.

7. Gerçek tarihe paralel bir uyduruk yalan tarih düzülmesidir.

8. On bine yakın caminin, mescidin, medrese binasının, taş mektebin, imaretin satılması veya kiraya verilmesi, tahrip edilmesidir.

9. Binlerce tarihî İslam kabristanının ve hazirenin tahrip ve yok edilmesidir.

10.  İskilipli Âtıf efendinin, Şapka Kanunundan önce yazdığı Şapka risalesinden (Frenk mukallidliği) dolayı idam edilmesidir.

11.  Binlerce din aliminin, fakihin, şeyhin zulmen idam edilmesi, zindana atılması veya sürülmesidir.

12.  Eski Ceza Kanunundaki 163’cü maddeye dayanarak Müslüman yazarların, fikir adamlarının, din ve tarikat hizmetkarlarının ağır ceza mahkemelerinde muhakeme edilip zindanlarda çürütülmesidir. 

13.  Bediüzzamanı sürgüne gönderip Risale-i Nurları yasaklamak, bu konuda bir sürü kanunsuzluk, adaletsizlik, zulüm yapmaktır.

14.  Ezan-ı Muhammediyi yasaklayıp, okuyanlara cani ve katil muamelesi yapmaktır.

15.  Uzun yıllar boyunca haccı yasaklamaktır.

16.  Kur’ana, Sünnete, fıkha, Şeriata aykırı olarak Müslümanların zekatlarını birtakım kurumlara zulmen verdirtmektir.

17.  Kurban derilerini gasb etmektir.

18.  Din işlerini, Kemalist ve laik rejimin gözetimi altında resmî Diyanet ile idare etmektir.

19.  İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku kürsüsü başkanı Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgili dinî fikir ve görüşlerinden dolayı tutuklayıp Harbiye Birinci Ordu zindanlarına, daha sonra Balmumcu askerî hapishanesine atarak zulm etmektir.

20.  M. Kemalin ölümünden sonra uydurulmuş Kemalizmi halka ve gençliğe bir din gibi empoze etmektir.

21.  En tabiî, en basit, en temel dinî faaliyetleri gericilik olarak yaftalayıp devlet terörü ile Müslüman çoğunluğu sindirmektir. 

Daha yazmayayım, liste çok uzundur.

Ben bir Müslüman olarak böyle bir laikliğe taraftar olabilir miyim?

A benim mîrim!.. İslam hiç laikliği kabul eder mi?

İslamda din dünya, din devlet ayırımı yoktur.

İslam, dünya işlerinin tanzimi, yeryüzünde adalet, güvenlik, haysiyet olması için gönderilmiştir.

İman etmek elbette bir vicdan işidir ama din sadece vicdandan ibaret değildir.

Dinin muamelat, ukubat, münakehat, imamet ahkamı vardır.

Din dünyaya karışmazsa ne olur biliyor musun?.. Ülkeye, İslam dünyasına bak… İşte bugünkü gibi olur.

Birtakım ahlaksız, rezil, kepaze, alçak, bayağı, lanetli, münafık, dışı yeşil içi kızıl herifler ve gruplar din sömürüsü yapıyor diye İslam nizamından vaz geçemeyiz.

Türkiyenin kurtuluşu râşid bir İslamî sistem ile olur.


25 Kasım 2013 Pazartesi

Mihrabı tuvalet yapılan cami!


1945-1950 yıllarında arasında Camiyi hapishane yapıp, mihrâbını tuvalet  olarak kullandılar! 

 Ünlü Tarihçi Necdet Sakaoğlu’ndan aktarıyoruz:

 “Çocukluğumu geçirdiğim kasabada, Cedid Mustafa Paşa Camisi hapishane olarak kullanılıyordu. 

Taş bir bina olduğu için tercih edilmişti; zaten o yıllarda camilerin çoğu kapalıydı.

 Mahkûmlar ayaklarını pencereden dışarı çıkarırlar, türkü söylerlerdi akşama kadar. Sokaktan geçerken, mahkûmlardan korkardık, sanki pencereden üzerimize atlayacaklar gibi gelir, ta uzaktan geçmeye çalışırdık.

 Camide tuvalet de, su da yoktu. Yıllar sonra benden yaşça daha büyük olan ve o yılları daha iyi hatırlayan bir emekli hâkime, mahkûmların tuvalet ihtiyaçlarını nasıl giderdiğini sordum.

 “Mihrabın önüne büyük bir küp konmuştu. İki yanına inşaat iskelesi gibi iskele kurulmuş, iki de tahta uzatılmıştı.

 Mahkûmlar bu iskeleye çıkıp küpü kullanıyorlardı. Küp dolunca da gardiyan, kulpundan sırık geçirip iki mahkûmun omzuna veriyor, dereye boşalttırıyordu.“

Daha sonra hapishane bir eve taşındı. Penceresinde demir falan yoktu.

Kaynak: Osman Köker, “Necdet Sakaoğlu’yla Osmanlı’da idamlar üzerine”, Toplumsal Tarih, Sayı: 91, Temmuz 2001, s. 12





'Irak'ı işgal etmeseydik Müslümanlar İslam birliğini kurup israili haritadan silerdi.'


abd başkan yardımcısı dick cheney başkan bush un 'haçlı seferi sözünü doğrulayarak Afganistan ve Irak işgallerinin gerçek nedenlerini açıkladı.

'Irak'ı işgal etmeseydik Müslümanlar İslam birliğini kurup israili haritadan silerdi.'


İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *