7 Kasım 2013 Perşembe

BENZİN TÜPGAZ VE EKMEK KUYRUĞU 1979


ATATÜRK OLMASAYDI NE OLURDU?




ATATÜRK OLMASAYDI NE OLURDU? 


Bir babanın Oğluna Nasihatleri !

Bak Evladım Atatürk Olmasaydı ne olurdu biliyormusun? Mesela yurdumuz Yunalıların eline geçerdi. Ve bu adi Greek Yunanlılar ne yapardı biliyormusun?

Öncelikle İslami birliği sağlayan Halifelik kaldırılırdı.

 Yunanlıların ilk yapacağı icraatlar şunlarolurdu:

1-Derhal İslami harfleri kaldırıp yerine Latin harflerini koyarlardı.

2-Diyaneti kurup İslamiyet’i karantina altına alırlardı.

3-Kılık kıyafet devrimi yapıp, İslam'a ait ne görüntü varsa yok ederlerdi

4-Camileri ellerine geçirip oraya namaz kıldırma memurları koyarlardı ve kendi din anlayışlarını Hutbelerde İslam diye halka yutturmaya çalışırlardı.

5-Dini devlet eliyle hutbelerden kullanıp, buna hayır diyenleri kökten dinci diye yaftalarlardı.

6-İslam’ın Hicri takvimini kaldırıp yerine kendi takvimlerini koyarlardı.

7-İslam şeriatına uygun ne varsa kaldırıp, Hıristiyanlığı empoze ederlerdi.

8-Ölçü ve tartılarımızı bile değiştirirlerdi.

9-Şehirlerdeki caddelerin en işlek ve güzel yerlerine Faiz kurumu Bankaları açarlardı (Müslümanları faize alıştırmak için).

10-İçkiyi serbest bırakıp Halkı (özellikle genç nesilleri) alkolik yaparlardı.

11-Genelevleri açıp, birileri kapatmasın diye direk İçişleri Bakanlığına bağlarlardı.

12-Müslüman halkın yönetim şekli olan Kur'an kanunlarını kaldırıp yerine 13- Fransa’dan Laikliği getirirlerdi. Müslümanları Allah'ın yasalarına göre değil, insanların yaptığı keyfi yasalara göre yönetirlerdi.

14-İslam’ın yasakladığı kumarı “Milli Piyango” adı altında oynatıp bu Müslüman milleti kumar oynamaya alıştırırlardı.

15-Tekke, zaviye ve Medreseleri kapatıp yerlerine Amerikan kolejleri gibi okulları açarlardı.

16-İslami atmosferi uzaklaştırıp kendi yunan adetleri koyarlardi. atmosferlerini yerleştirirlerdi.

17-Müslümanların "Cuma tatilini" kaldırıp kendi tatil günleri olan cumartesi pazar günlerini tatil ettirirlerdi.

18-Ayasofya camiini ibadete kapatarak Müzeye çevirirlerdi...

19-Camileri satarlardı veya depo ve parti binası yaparlardı.

20-"Allah" ismini Ezandan çıkarırlardı ve “Tanrı uludur” diye minarelerden okuturlardı.

21-Ve en önemlisi Müslüman devletler tekrar Türkiye'nin liderliğinde birleşip Osmanlı olmasın diye Hilafeti kaldırırlardı ve işlerini sağlama alırlardı.

22-Tüm bu değişikliklere karşı çıkan İslam Alimlerini de "Devlete isyan ediyorlar" diyerek asarlardı. 


Gördügün gibi Evladım. Bu listeyi daha da uzatabiliriz...

Atatürk olmasaydı neler yapardı bu kafir yunanlilar degil mi? 

Iyiki Atatürk geldide bizi kurtardı (!)

Yoksa ne olurdu bizim halimiz. Yaşasın Atatürk (!)

Sen bakma aşırı dincilere!!

Yobazlara!!





6 Kasım 2013 Çarşamba

Kırşehir Kamanda Allah'u Ekber diyen Bir vatandaş Adliyeye Teslim edilmiş Yıl 1936...


Kırşehir Kamanda Allah'u Ekber diyen Bir vatandaş Adliyeye Teslim edilmiş Yıl 1936...   


Allah'u Ekber Demenin yasak olduğu yıllar


Şapka Kanunu

Mustafa Kemal “Sarık ve cübbe ile muvaffak(başarılı) olmanın imkanı yoktur. Artık medeni bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik

Cumhuriyet 1936 Çarşamba
    2 birincikanun sayfa 2
ŞAPKA GİYMEYEN 5 KİŞİ FATİH SULH HAKİMLİĞİNE GÖNDERİLMİŞLERDİR

21 Birincikanun 1928’de İkdam gazetesi

ŞAPKA FİYATI REKLAM OLMAK ÜZERE 3 LİYA SATILMAKTADIR
*********************************************************
Falih Rıfkı Atay'ın ifadeleri içinde: "Müslümanlar, Hristiyanların iyisine 'makul kefere', kötüsüne 'gavur', beterine şapkalı gavur' "denildiği bir dönemde, 25 Kasım 1925 tarihinde şapka inkilabının yapıldığını ve bu inkılaba karşı geldikleri için 57 kişinin idam edildiğini...

.İngiliz araştırmacı yazar Paneth'in, "Turkey at the Gross roads "ın (Türkiye Yol Ayrımında) , , isimli kitabında o günler ile alakalı olarak:

"Avrupa şapka imalatçıları altın günler yaşadılar. Gemiler dolusu fötr panama, kasket,ne varsa İstanbul'a gönderildi. İtalyan Borsalino kardeşlerin şapka yüklü gemisi İstanbul limanında idi zaten. Şapkanın gündeme gelmesi ile birlikte, geminin yükü alelacele gümrükten geçirildi. Borsalino kardeşler bu işten büyük kar elde ettiler... İstanbul'da erkeklerin kafalarında kağıt şapkalar hatta kadın .. şapkaları bile vardı,.," diye yazdığını...

Şapka almakta zorluk çeken memurlara hükümetin taksitle borç para verdiğini ve bu ilk devrim hareketini, yine devrimlerin savunucularından biri olan Halide Edip Adıvar'ın:

"Şapka kanunu, devrimlerin en beyhude ve en sathisidir, Bu kanuna sokaktaki adamın karşı çıkması, onu yapanlardan daha batılı bir davranıştır" diye tepki gösterdiğini....

Kaynaklar:
1.Falih Rıfkı Atay; Çankaya, İst. 1980, s.430
2.Güne? gazetesi pazar eki, 2 Eylül 1990

*********************************************************

İSMET İNÖNÜ, HATIRALAR, CİLT 2, BASKI 1987, SAYFA 209 
ŞAPKA DEVRİMİ İTİRAFI....

“Şapka inkılâbından sonra diğer bir arkadaşımızın, Ankara valisi Yahya Galip Beyin bir ziyaretini hatırlarım. Aynı zamanda mebus (milletvekili) olarak bulunan Yahya Galip Bey de çok yakınımızdı. Bir teklifi vardı. Nedir? dedim.

- Şapkanın orta yerine bir ay-yıldız koyalım. Diğer milletlerden farkımız belli olur? dedi. Teklifi bu. Yahya Galip Beye:

- Canım biz bunları farkımız olmasın diye yapıyoruz. Sen ne teklif ediyorsun, tarzında çıkıştım..”

VEYA
KAYNAK: İnönü’nün hatıraları, CHP Ulus gazetesi 5 Nisan 1968 tarihli nüsha
****************************************************

 Halkın şapkaya tepkisinin ÇOK BÜYÜK ÖNEM İFADE EDEN NEDEN ise, bizzat ŞAPKANIN BİÇİMİNDEN KAYNAKLANIYORDU. 

''İslam'da, ister sivil olsun, ister asker kesiminde olsun, BAŞ GİYİSİLERİNDE KENAR ÇIKINTI BULUNMAZDI. Zira bu ÇIKINTI, MÜMİNE NAMAZ KILARKEN ALINININ YERE DOKUNMASINA ENGEL OLUYORDU. 

(Kaynak: Gentizon, Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu, s. 96)

Bir başka deyişle söyleyişle şapka, NAMAZ KILMAMANIN, yani MÜSLÜMAN OLMAMANIN işareti olarak algılanmaya müsait bir başlıktı. Dolayısıyla, FESTE OLDUĞU gibi, İSLAMİ hassasiyetleri olan halkın zamanla alışabileceği BİR BAŞLIK DEĞİLDİ...

Esasında anlaşılan odur ki, DEVRİMCİ KADRO DA ŞAPKANIN KENAR ÇIKINTISI NEDENİYLE ÖZELLİKLE SEÇMİŞTİR. Şapkadaki kenarlığın bu ayrıcalıklı ve önemli özelliği nedeniyledir ki, Mustafa Kemal, Şapka devrimini gerçekleştirmek için gittiği Kastamonu da ŞAPKANIN KENARINDAN ÖZELLİKLE BAHSETMİŞ ve ''bundan böyle, güneşliği olan bir baş giyisisi, açıkcası şapka takacağız'' demek suretiyle, ŞAPAK SEÇİMİ ile GİYSİLERDEKİ DİNİ ETKİ VE GÖRÜNÜMLERİN SİLİNMESİNİN HEDEFLENDİĞİNİN açık işaretini vermiştir.

(Kaynak: İsmet İnönü, Hatıralar, Cild 2, s. 209, Ulus Gazetesi 1968 ve Baskı 1987 )
157

 İslam Hukuku gereği Müslüman bir kadının, Gayri Müslüman bir erkekle evlenmemesi şartı şapka devriminin etkilediği en önemli alanlardan birisidir. Çünkü şapka devrimi ile DİN FARKLILIĞINI önceleyen konularda toplumsal kontrol sıfırlanmıştır: '' Son zamanlara kadar İstanbul'da, başında şapka bulunan bir kişi bir TÜRK KADINI ile sokakta gezmeyi aklından bile geçiremezdi... Cumhuriyet sayesinde Şapkanın kabulü ile Türkiye'de yaşayanlar arasında kimin MÜSLÜMAN, kimin HRİSTİYAN yada kimin YAHUDİ oluşunu ayırt etmesini imkansızlaştı.
156

(Kaynak: Gentizon, Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu, s. 93

Meclis ve basın ise İSTİKLAL MAHKEMELERİ marifetiyle susturulur ve sesini çıkaramaz hale getirilir. Bu arada HALKA yönelik bir propanda konusu Mustafa Kemal2in ''GAVURU DENİZE DÖKEN KOMUTAN'' imajı sürekli ve başarılı bir şekilde işlenir.
159

(Kaynak: Şevket Süreyya Aydemir, Suya Arayan Adam s.405-406)

Şapka Devrimiyle bu durum değişir; HALK TEPKİ VERİR. Çünkü, halk ilk defa olmak üzere gerçekleşen değişimi Mustafa Kemal bizzat kendi üzerinde görür. İşte o zaman şaşırır ve ÖFKELENİR. Öfkesi çabuk tepkiye dönüşür. EMNİYET KUVVETLERİ ve İSTİKLAL MAHKEMELER ÖFKEYE BASTIRMAK İÇİN VAR GÜÇLERİYLE ÇALIŞMAYI BAŞLARLAR.

(Kaynak: Goloğlu, Devrimler ve Tepkiler, s. 156-157)
159

Şapka aleyhinde olanlar veya her ne gerekçeyle olursa olsun ŞAPKA GİYMEYENLER MAHKEMEYE SEVK EDİLİRLER. Bir çok kimse sürgün veya on-onbeş yıla varan HAPİS cezalar verilir. Rize'de 8, Maraş'te 7, Erzurum'da önce 3, daha sonra hapis cezasını çarptırılan İskilipli Atıf Hoca'nın cezasının idama dönüştürülmesiyle 4 kişi İDAM edilir. Şapkaya karşı en sert tepkinin gördüğü bir il olan ''RİZE HALKINI SİNDİRMEK'' için ''HAMİDİYE KRUVAZÖRÜ ŞEHİR KARŞISINDA DEMİR ATAR'' Gelen tepkiler düşünülenin üstündedir. Halkın ancak silah zoruyla kontrol altında tutulabileceği anlaşılır. Bu baskılar ve zorlama ile İNSANLAR ŞAPKA DÜKKANLARININ ÖNÜNDE GÜNLERCE KUYRUKLARDA BEKLEMEK ZORUNDA KALIRLAR. hatta öyle ki, erkek şapkası bulamadığı için SÜSLÜ KADIN ŞAPKASI veya DENİZ MEVSİMİ İÇİN YAPILMIŞ BEYAZ BEZDEN ŞAPKALAR GİYMEK ZORUNDA KALANLAR GÖRÜLÜR. YOKSA ŞAPKA KANUNUN ÇELİK PENÇESİ ÜZERLERİNDEDİR...
159

Şapka Kanunu 25 Kasım 1925'de yasa kabul edilmesi ile arkasından İSTİKLAL MAHKEMELERİ en önemli dava konusu haline gelir. Yurdun dört bir yanında yeni yasanın uygulanması için gerekli bütün önelmeleri alınır. EN KÜÇÜK KARŞI KOYMA, SUÇLUNUN TUTUKLANMASINA neden oluyordu.

(Kaynak: Mikuschi Gazi Mustafa Kemal, s.353

(Kaynaklar: Hakimiyet-i Milliye gazetesi 16 sani- 3-4 şubat 1926 / Genziton, Mustafa Kemal ve Uyunan Doğu, s.107 / Aydemir, Suya arayan adam, s.411 / Özkaya, Atatürk Biyografisi-2, s.536 / Atatürk, Söylev ve Demeçler. C.2 s.43-45-154-211) 

KAYNAK: CUMHURİYETİN TARİHİ, AHMET CEMİL ERTUNÇ, Pınar Yayınları, Ekim 2011, Sayfa: 156-157-159-160 ( 530 sayfa) 


********************************************************

Atatürk, bir gün, lûtfen bu hususta fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize neticelendiği için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.

Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum:

- “Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!”

Atatürk, hafifçe gülümsediler. Ve kaşlarını birkaç defa eğerek beni taltif ettiler.

Mahmut Esat Bozkurt
Kemal Arıburnu, Atatürkten Anılar
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1969, Sh. 298

******************************************************

Peki Islam ne diyor?

"Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.” (Ebu Davud, Libas, 4; Müsned, 2/50)

"Bizden başkasına benzeyen bizden değildir.” (Tirmizî, İstizan, 7)

******************************************************

****************************************************
Şapka; YAHUDİ dininin sembolüdür ve bu bakımdan Hristiyanların sembolü olan “haç”tan hiçbir farkı yoktur. Müslüman milletin başına zorla “şapka” geçirmek; boyunlarına “haç” takmaktan farksızdır.

Yunan harbinde yunanlılar için, “şapkalı gavurlar geliyor” diye bağıran müslüman millete zorla şapka giydirmek; kazandığımızın değil, kaybettiğimizin ilanıdır. Zira bir yer feth edildiği zaman, bir fetih sembolü belirlenir… Tıpkı Fatih Sultan Mehmed Han (radıyallahu anh)’ın fetih sembolü olarak Ayasofya’yı Camii’ye çevirtmesi gibi. Düşmanlarımız fetih sembolü olarak Yahudi dininin nişanesi (sembolü) olan şapkayı başımıza geçirdiler.



5 Kasım 2013 Salı

Öğrencilerden "Malatya ve Yöresinde Ermenilerin Sebep Olduğu Olaylar" Projesi

Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) düzenlediği yarışmaya katılan öğrencilerin "Malatya ve Yöresinde Ermenilerin Sebep Olduğu Olaylar" projesiyle

 Ermenilerin yıllar önce Müslümanlara yapmadığının kalmadığı, derviş kılığına dahi girip Müslümanları kışkırttıkları ortaya çıktı.

TÜBİTAK tarafından ortaöğretim öğrencileri arasında düzenlenen araştırma projeleri yarışması sonucunda sergilenmeye değer 70 proje arasında yer alan "Malatya ve Yöresinde Ermenilerin Sebep Olduğu Olaylar " projesi Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen bölge sergisinde yer aldı.

 Sergilenmeye değer projeler arasında yer alan "Malatya ve Yöresinde Ermenilerin Sebep Olduğu Olaylar " konusunda araştırma yapan Özel Turgut Özal Anadolu Lisesi öğrencilerinden Hatice Bilge Cöhce, 

"17 yıldır Malatya'da yaşıyorum ve Malatya ile Ermeniler arasında geçmişte neler yaşanmış, onu araştırmak istedim. Malatya'da ilk Ermeni harekatı 6 Ekim 1895 tarihinde başladı. 

Daha sonra 4 Kasım'da Malatya, 7 Kasımda Harput'ta ve 9 Kasım'da Arapgir'de isyanlar çıkmıştır. Arşiv vesikalarından toplanan bilgilere göre bu olaylara intişaş deniliyor. 

Ermeniler çıkardıkları isyanların daha etkili olması için ve Türk İslam alemini zor durumda bırakmak için Diyarbakır olaylarının başladığı tarih 1 Kasım Cuma gününü seçmişlerdir. 

Söz konusu günde Cuma namazı sonrası hükümet konağı civarındaki 4-5 dükkan hariç tüm dükkanlarını kapatan Ermeniler Müslüman halkı tedirgin edecek şekilde cami etrafında dolaşmaya başlamışlardır. 

Fakat Türk İslam alimlerinin yerinde aldığı tedbirlerle asayişi bozacak hiçbir davranışlarda bulunamamışlardır. Cuma günü yaşanan tedirginliğin ardından cumartesi ve Pazar günleri mahalle etkileri ermeni ve ruhani reisleriyle görüşerek kapalı dükkanların açılması ve Ermenilerin Müslüman halkı tedirgin edecek davranışlardan kaçınılmasını istemişlerdir.

 Ancak komitelere bağlı Ermeniler huzursuzluğun bozulması için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır. ve 4 Kasım 1895 günü bir Hemo adlı Müslüman Ermeni Serkis tarafından öldürülmüştür. Halkın tepkisi, olayın faili Serkis'e karşı olmuştur.

Ancak Ermeniler bunu bütün şehre yaymak için ellerinden geleni yapmışlar. Daha sonra da Malatya olaylarının hepsinin Nisa Çetirgan isimli rahip tarafından planlanıp yürütüldüğünü bizzat Ermeni kaynaklarından öğrendik. 

Ermeni kaynakları çeviren Azmi Süslü ve Esat Ural'dır. Ben bunların kaynaklarından elde ettim. Bu rahibin, Malatya'da devlet otoritelerinin ortadan kaldırmak istediği anlaşılmaktadır.

Malatya Ermenileri 5 bin 500 civarındaki askeri topluluk ile karşı karşıya gelmiştir. 

Güvenlik kuvvetleri birçok el bombası ve resmi belge ele geçirmiştir. Belgelerde, Malatya ve yöresinin Türk İslam ahalisinin Malatya yöresinden yok edilmek istendiği anlaşılmaktadır. "

Malatya'nın Arapgir ilçesinde yaşayan Ermenilerin durumlarını da araştırdıklarını söyleyen Cöhce, "Arapgir Ermeleri, 9 Kasım 1895 günü bin 500 kişilik silahlı bir çete ile Müslüman halka karşı saldırıya geçmişlerdir. 

Müslümanlar her durumdan mağdurdu. Silahları yoktu. 

Kendilerini savunamıyorlardı. Çevreden yapılan asker takviyesiyle Ermeniler kayıp vermeye başladı. Burada Ermenilerden 200, Müslümanlardan 70 kişi hayatını kaybetmişti.

 Arapgir Ermeni Kilisesi'nde yapılan aramada birçok silah ve cephane ele geçirilmişti.

 Ayrıca 2 tane derviş kıyafeti ele geçirilmişti. 

Daha sonra olaylardan Adıyaman'da etkilenmiş.

 Adıyaman'da bir Müslüman Ermeniler tarafından öldürüldü. İnfiala kapılan Müslümanlar iki Ermeni'yi öldürmüştü. "

/İHA/


4 Kasım 2013 Pazartesi

Demokrasiyi CHP’ye borçluymuşuz!

Demokrasiyi CHP’ye borçluymuşuz!

04 Kasım 2013 Pazartesi 09:13

Kamusal alanlarda başörtüsünü serbest bırakan düzenlemeyi mahkemeye veren kim? CHP…

Başörtülü milletvekiline itiraz eden kim? CHP…

Neymiş efendim, “Meclis’in saygınlığına gölge düşüyor”muş…

Yahu, Meclis çatısı altında bir sürü galiz ifade kullanıyorsunuz saygınlığına gölge düşmüyor da, başörtüsüyle mi düşüyor?

Gölgesiz bir başörtüsü bulalım o zaman; tekstilciler işbaşına!

Bir de “Türkiye’ye demokrasiyi biz getirdik” diye övünür bu CHP’liler…

Demokrasi demek, Avrupalı kıyafetine girmek demekse…

Demokrasi demek, Latin alfabesiyle okuyup yazmak demekse…

Demokrasi demek, bikini giyip sahilde güneşlenmek demekse…

Demokrasi demek, Ezan-ı Muhammedi’yi susturmak demekse…

Demokrasi demek, cami satmak ya da kiralamak demekse…

Askeri darbeleri alkışlamak demekse…

Siyasi icraatlarından dolayı bakan ve Başbakan asmak demekse (Adnan Menderes ve iki bakanı)…

Havalimanına barajlara, köprülere, bulvarlara, otoyollara karşı çıkmak demekse…

27 yıllık kesintisiz ve muhalefetsiz iktidarında hiçbir yatırım yapmamak demekse…

Haccı-umreyi yasaklamak demekse…

İstiklal Mahkemeleri kanalıyla yargısız infaz yapmak demekse…

Yokluk, kıtlık, yoksulluk, kuyruk, karne demekse…

Parti kapatmak (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Demokrat Parti) demekse…

“Milli Şef” rejimi kurup her şeyi denetim altına almak demekse…

Medyayı susturmak, Takrir-i Sükûn Kanunu’yla ağızlara kilit vurmak demekse…

“Varlık Vergisi” adı altında azınlıkları ötekileştirmek demekse…

İnsanların inanç, ibadet ve kıyafet özgürlüğüne karışmak demekse…

Ders kitaplarına din aleyhtarlığı sokuşturmak demekse…

Elhak doğrudur, Türkiye’ye demokrasiyi CHP getirdi!

Girmeyeyim bu netameli konulara diyorum ya, kışkırtıyorlar...

Demokrasi kim, CHP kim?..

Kesintisiz ve alternatifsiz iktidar olduğu dönemde (950 öncesi) baskı var, şiddet var, jandarma-polis copu ve tahsildar korkusu var…

Faşizm tutkusu, Nazizm hayranlığı var…

Daha yakın geçmişinizde, darbelere çanak tutmak, 27 Mayıs darbesinden (1960) 27 Nisan e-muhtırasına kadar tüm darbe ve müdahaleleri alkışlamak var…

Şimdilerde ise Silivri’de yargılanan darbecilerle Ergenekoncuları korumak/ kollamak var…

Üniversiteli kızların başını cebren ve hile ile açtırmak için, Hitler’in toplama kamplarından esinlenmiş “ikna odaları” kurmak var (kurucusu Nur Serter CHP milletvekili değil mi?)…

“Kürt milliyetçiliğini bana ‘ilericilik’ ve ‘bağımsızcılık’ diye yutturamazsınız. Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eşdeğerde gördüremezsiniz” (CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler) diyerek eski faşizan alışkanlıklara dönmek var…

Bunları da bırakalım… Biri çıkıp bana söyleyebilir mi acaba, 27 sene süren kesintisiz ve muhalefetsiz iktidarından günümüze ne kaldı?..

CHP’nin Türkiye’de bir dikili ağacı neden yok?..

Neden cumhuriyet döneminin bütün yatırımları “cumhuriyet düşmanı”, “gerici”, yobaz”, “mürteci” olarak tanımlanan başbakanlar tarafından Adnan Menderes, Süleyman Demirel (sonradan ulusalcılaşsa da), Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı? (Aha da Marmaray)…

Şu halde kim cumhuriyete daha fazla hizmet etmiş oluyor? Palavra üretenler mi, icraat yapanlar mı?

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Kişinin görünür rütbe-i aklı eserinde” (Ziya Paşa).


İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *