26 Ekim 2013 Cumartesi

CHP'NİN ŞEREF KİTABI




Cumhuriyetin 15. yılı için CHP'nin bastırdığı bir kitapmış bu CHP'LİLERİN ŞEREF KİTABI.

''Ey Türkün yaratıcısı, Cümhuriyetin yapıcısı, kurucu ve koruyucusu! Sana yan bakacak bir göz, uzanacak bir el şunu bilsin ki : On yedi milyon Türkün süngüsü o gözleri keskinliklerile değil, parlaklıklarile bakamaz eder, kör eder.. 

Ey Büyük Ata! Ey Tanrının oğlu. On yedi milyon yetiştirdiğin, yokken varettiğin Türk gençliği senin ve yurdum için her vakit isteyerek canını vermiye hazırdır. Hepsi senin gittiğin yoldan gitmeye, hepsi uğruna can vermeğe and içmiştir...''

''Sana güneş mi desem, Tanrı mı desem sana?
Ey Atam, kıvılcımlı gözlerinle bak bana.''

''Selânikten yüceldi ilâhların bir eşi;
Doğuşuyla kararttı gökte sanki güneşi..''

(Bakınız, Cumhuriyetin 15. Yılı Şeref kitabı. CHP Yayını. Cumhuriyet



Atatürk "bayrak inkılabı" da yapmak istemiş


Darbecilere ağırlaştırılmış müebbet



25 Ekim 2013 Cuma

Eğer siz de kürk cinayettir diyorsanız (+18)

Eğer siz de kürk cinayettir diyorsanız ve
kürk giyenlere lanet yağdırıyorsanız
 küçük bir detayı bilmeniz gerekir! 
Kürk artık pahalı bir ürün değil.
Daha canlıyken derileri yüzülen bu hayvanların kürkleri 3-5 liraya satılıyor.
Bu yüzden sahte sanıpta aldığınız kürklü anahtarlıklar, küpeler, tokalar, kolyeler ya da kürk atkılara dikkat edin!


Aldığınız atkınızın ponponu kedi, köpek ya da bir tavşana ait olabilir! 

***********************************************************
ilgili bölüm

***********************************************************



Avrupada vahşet (+18)



Avrupa'da geliştirilen bu yöntem ile inek, tosun, koyun, keçi gibi besili hayvanların midesine yapay bir tünel açılarak doğrudan müdahale ediliyor. Hayvana oral olarak yem vermek yerine, hayvanları gütmekle sorumlu kişi bu yemi doğrudan hayvanın midesine yerleştiriyor. Amaç, hayvanın daha kısa sürede beslenme ve ürün verme sürecini tamamlaması.

Bu sayede besili hayvanlar daha hızlı kilo alıyor, daha hızlı ürün veriyor, kısa sürede hayvanın kesilebilir hale gelmesini sağlıyor.

Yabancı ülkede bir firma daha fazla süt ve et almak üretimi artırmak için vücutlarına bu şekilde alet takarak hayvanlara bir nevi işkence yapıyorlar.

Tabi hayvanların dili yok ki, ne acılar çektiklerinden, midelerine temas eden havanın ve harici bir organın ne büyük acılar verdiğinden, beslenme sürecinin nasıl eziyete dönüştüğünden bahsetsinler. 

+18
+18
+18
+18
+18


CHP: Dine sövmek suç olmasın!


 Pakete tepki gösterenlerden biri olan CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, paketteki ‘nefret suçları’ düzenlemesini eleştirerek, “Bunun dine hakaret yasası çıkmasından çekiniyoruz. Dine hakaret yasası şeklinde çıkarsa ifade özgürlüğünü kısıtlar” iddiasında bulundu.  

LGBTT’LERİ SAVUNDU

CHP’li vekil Erdemir, paketteki ‘nefret suçları’ düzenlemesine eleştiride bulunarak, “Çizilen çerçeve muğlak. ‘Cinsel yönelim’ ve ‘cinsiyet kimliğine’ koruma getirilmiyor. Bu ifadelerin yasaya girmesi çok önemli. Ayrıca, ateistler, inançsızlar, agnostikler için koruma görülmüyor” diyerek; lezbiyen, homo, biseksüel, transseksüel ve travestiler (LGBTT) ile Allah’a ve dine inanmayanların isteklerini savundu. 

DİNE HAKARETİ SUÇ KABUL ETMİYOR

Azınlıkta ve çok uçta olan bu grupların hakkını savunan CHP’li Erdemir’in, dine karşı tavrı ise gözden kaçmadı. ‘Nefret suçu’ düzenlemesinin ‘dine hakaret’ yasası olarak çıkmasından çekindiklerini söyleyen Erdemir, “Düşünce özgürlüğü önünde çok ciddi kısıtlamalar var. ‘Dine hakaret’ yasası şeklinde çıkarsa halihazırda zaten dar olan ifade özgürlüğünü daha da kısıtlayabilir” diyerek dine hakaretin suç kapsamına alınmaması gerektiğini açıkça dile getirdi. 

İSLÂM KARŞITI GRUPLARI CİDDİYE ALIYOR

Milyonlarca Müslümanın taleplerini gündeme getirmeyen CHP’li Erdemir, düzenlemede ‘Nefret Suçları Yasa Tasarısı Platformu’nun isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini ancak platformun dikkate alınmadığını vurguladı. Bu platformda ise, Alisiz Aleviliği savunan Alevi dernekleri,  LGBTT dernekleri, Kaos GL Derneği, Ermeni dernekleri, Hıristiyan ve kilise vakıfları, marjinal sol örgüt ve sendikalardan onlarca grubun bulunması dikkat çekti.




ülkelerin ürünlerdeki barkodları



869 Türkiye
00-13 ABD, Kanada
20-29 Yerel kullanım
30-37 Fransa
400-440 Almanya
45 Japonya
46 Rusya
471 Tayvan
474 Estonya
475 Letonya
477 Litvanya
479 Sri Lanka
480 Filipinler
482 Ukrayna
484 Moldovya
485 Ermenistan
486 Gürcistan
487 Kazakistan
489 Hong Kong
49 Japonya
50 Birleşik Krallık (UK)
520 Yunanistan
528 Lübnan
529 Kıbrıs Rum Kesimi
531 Makedonya
535 Malta
539 İrlanda
54 Belçika & Lüksemburg
560 Portekiz
569 İzlanda
57 Danimarka
590 Polonya
594 Romanya
599 Macaristan
600-601 Güney Afrika
609 Mauritius
611 Fas
613 Cezayir
619 Tunus
622 Mısır
625 Ürdün
626 İran
64 Finlandiya
69 -690 Çin
70 Norveç
729 İsrail
73 İsveç
740-745 Guatemala, El Salvador, Honduras, Nikaragua, Kosta&Rika, Panama
746 Dominik cumhuriyeti
750 Meksika
759 Venezuela
76 İsviçre
770 Kolombiya
773 Uruguay
775 Peru
777 Bolivya
779 Arjantin
780 Şili
784 Paraguay
785 Peru
786 Ekvador
789 Brezilya
İşte ülkelerin ürünlerdeki barkodları
84 İspanya
850 Küba
858 Slovakya
859 Çek cumhuriyeti
860 Yugoslavya
87 Hollanda
880 Güney Kore
885 Tayland
888 Singapur
890 Hindistan
893 Vietnam
899 Endonezya
90-91 Avusturya
93 Avustralya
94 Yeni Zelenda
955 Malezya
977 Uluslararası periyodik yayınlar için
978 Uluslararası standart kitap numarası
979 Uluslararası müzik numarası

24 Ekim 2013 Perşembe

CHP’nin parti kapattıran demokrasi anlayışı

1930 Ağustos’u Türkiye Cumhuriyeti ufuklarında bir fecr-i kâzip (yalancı şafak) gibi doğuyordu.


5 yıllık Tek Parti yönetimi üst yapı devrimleri ile övünürken, devrimlerin baş döndürücü hızı ve başarısız ekonomi politikaları yüzünden halk zor günler yaşıyor, hatta açlık tehlikesine uğrayanların haberleri basında yer bulabiliyordu. Zaten “tekâlif-i milliye” kanunu halkın elindeki mal varlığını cebren almış, malının yüzde 40’ı Milli Mücadele’ye hibe edilmişti. Buna aşarın yerine konulan ağır vergilerin yükü eklendiğinde üretici ve köylünün sırtındaki kambur iyice büyümüştü. Fethi Okyar, hatıralarında bu durumu Gazi’ye şöyle aktardığını yazar:

“Hariçten malî ve iktisadî vaziyetimiz pek fena görülüyor. Vergiler artırılmıştır, girişimciler ancak geçimini sağlamak ve vergisini verebilmek için çalışmaktadır. Kimsede sermaye kalmamıştır. Parasızlık, fakr u zaruret yüz göstermiştir.”

Bunun üzerine Gazi Paşa’nın teklifi ile bir muhalefet partisi kurmakla görevlendirilen Fethi Bey, tarafsızlık noktasında bir tereddüt yaşar. Gazi’ye tarafsız kalıp kalamayacağından emin olmak istediğini söyler. O da tarafsız kalacağını beyan eder. Fethi Bey ısrar eder; yalnız tarafsız kalmayacak, aynı zamanda iki partiye de eşit muamele ve yardımda bulunacaktır. Gazi bunu da kabul eder, hatta kuruluş için gerekli parayı bizzat verir Fethi Bey’e. Ardından 40-50 milletvekili ile işe başlamasının iyi olacağını, hatta kızkardeşi Makbule Hanım’ı da partisine kurucu üye yapacağını vaat eder.

Lakin işler farklı gelişir. 40-50 milletvekili ile yönetilebilir bir muhalefet olarak tasarlanan Serbest Cumhuriyet Fırkası, beklenmeyen bir performans gösterince, hele ki İzmir mitingine 50 bin kişi katılıp Fethi Bey’in önüne çıkarak “Kurtar bizi” feryatlarını basınca işin rengi aniden değişir. Yerel seçimlerde de Serbest Fırka’nın hatırı sayılır bir miktarda oy alacağı belli olunca baskılar, işkenceler, hatta halkın oy kullanma hakkına müdahaleler birbirini takip eder. Tekkelerin önlerinin süpürülmeye başlandığına, feslerin kalıplandığına vs. ilişkin malum irtica silahlarının kılıfından çıktığına da tanık olunur. Bir de ciddi bir oy alması, iktidarın alarm zillerini çaldıracak ve sonuçta kapatılması için düğmeye basılacaktır.


Bizzat Fethi Bey’in kendisinden intikal eden bir dosyadan seçtiğimiz alttaki belge, sürecin en can alıcı noktasını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Fethi Bey’e gönderilen bu mektupta CHP yönetiminden şikâyetler sıralanıyor.

Nihayet partiyi kurmak için en yakın arkadaşını “ıstıraplı bir işe” sürükleyen Gazi, başında bulunduğu CHP’yi korumak için devreye girecek ve başta verdiği tarafsızlık sözünün tersini yaparak Serbest Fırka’yı kapatacaktır. Böylece ağustos ayında hükümetin icraatından şikâyet raporuyla süreci başlatan Fethi Bey, 17 Kasım 1930 günü fesih kararıyla bu (liberal) düşe son verecektir.

İşte üç aylık demokrasi deneyiminin iç yüzünü anlatan ve ilk kez yayımladığımız belgenin tarihî zemini budur.

Bizzat Fethi Bey’in kendisinden intikal eden bir dosyadan seçtiğimiz belgenin ışığında bu sürecin en can alıcı noktasını, Mersin’den yükselen feryat bütün çıplaklığıyla ortaya koyacaktır.

Fethi Bey’e gönderilen mektupta CHP yönetiminden şikâyetler şöyle sıralanıyor:

“13 Ekim 1930 tarihinde güç hal ile seçime katılabildik. Bütün zabıta kuvvetinin partimize oy verecek seçmenleri dayak, tekme, sille, tokatla engellediğine Mersin gayrimüslimleri hayrette kalmışlardır.”

Yöneticilerinin zorla istifa ettirildiğinden bahseden belgede Bedii Efendi adlı bir üyenin de gece emniyete çağrılarak ölünceye kadar darp edildiği ve başkalarına da tüfek dipçiği ile vurularak ve ayaklarıyla öldüresiye darp ve işkence edildiğinden söz edilmektedir. Ardından şu ifadelere yer verilmektedir:

“Feryatlarına koşan mahalle halkı ve ortaokul müdürü Ramiz Bey’in rica ve istirhamını kabul etmeyen polisler, onu tüfek dipçiği ile silah çekerek kovalamışlardır Onlara sahip çıkanlar da dayaklardan ve tekmelerden nasibini almaktadır. Daha da trajikomiği, seçmenlerin sandıklara yaklaşmasının yasaklanmasıdır. Öyle ki, belirlenen kişiler sandıkların bulunduğu belediye binasının yakınından dahi geçememektedirler. Seçmen olsun olmasın herkes dayakla ve doğruca emniyete götürülerek tutuklanmakta ve orada da sebepsiz yere işkenceye tâbi tutulmaktadır.

Bunun üzerine kadın ve erkeklerden oluşan bir grup, savcılığa başvurup oylarını Serbest Fırka’ya kullanamadıklarından şikâyet etmiş ama Vali Faik Bey onları, “Sizi daha denize döktüreceğim ve sürdüreceğim” diye tehdit etmiş ve buna herkes şahit olmuştur. Daha da ilginç olan nokta, Musevi vatandaşlara özel bir pusula gönderilerek oylarını CHP’ye vermedikleri takdirde sınırdışıedileceklerine dair uyarı yapılmış olmasıdır.

İlk kez burada yayımladığımız belge, demokrasi anlayışının ve halkın iradesine tahammülsüzlüğün 1930 yılında ulaştığı noktayı net olarak göstermektedir. Tabii bunlara Biga’dan gelen bir mektupta Serbest Fırka’ya oy vereceklerin bir meydanda toplanıp tecrit edildikleri ve oy vermelerine izin verilmediği bilgisi eklenince manzara aşağı yukarı aydınlanıyor.

Fethi Bey’in hatıralarında geçen Atatürk’ün bir sözü her şeyi anlatmaya yetiyor zaten: “Gerçekte bugünkü yönetim şeklimiz lafzen Cumhuriyetse de, Cumhuriyet’ten ziyade ‘dictature’e benzemektedir.”

EVRİME YOL GÖRÜNDÜ



EVRİME YOL GÖRÜNDÜ

Son bulunan fosil Evrimcilerin iddia ettiklerinin tam aksine insan çeşitli canlı türlerinden evrimleşerek değil tek bir türden yani insandan geldiği anlaşıldı..

Evrimcilerin itiraflarının ardı arkası kesilmiyor çünkü incelenen her yeni fosil evrimin geçersizliğini bir kez daha ispatlıyor. Bu kez incelenen fosil bir insana ait, 1.8 milyon yıllık ve çok iyi korunmuş bir kafatası. Bu kafatasının özelliği, bugüne kadar farklı dönemlerde bulunmuş kafataslarının her birinden özellikler taşıması. Evrimciler bu kafatası fosilini hayali şemalarına uyduramadılar ve nihayet itiraf ettiler: 

"İnsan farklı türlerden evrimleşmedi." BBC'ye konuşan Zürih Antropoloji Enstitüsünden Christoph Zollikofer, milyonlarca yıllık tüm kafatası fosillerini değerlendirerek bakın ne diyor:

 "Tek bir global insan türü var." Yani bugüne kadar evrimcilerin iddia ettiklerinin aksine insan, çeşitli türlere/türlerden evrimleşerek bugünkü şeklini almadı.

Bugüne kadar evrimciler buldukları kafataslarının büyüklüklerine, diş yapısına, kemik uzunluğuna vs. göre sahte bir evrim şeması yaptılar. Ama yer altından çıkarılan fosillerin sayısı arttıkça sahtekarlıkları gün yüzüne çıktı. 

Çünkü bulunan fosillerin hepsi farklı insan ırklarına aitti ve iddia ettikleri gibi ilkelden gelişmişe doğru ilerleyen bir evrim şemasına hiçbiri uymadı. Dikkat ederseniz son yıllarda yeni fosillere ait evrim haberlerinin çoğu, "Bu fosil, evrim şemasını biraz daha geriye götürdü" şeklindedir. Neden? Çünkü fosillerde yapılan bilimsel incelemeler, evrimcilerin iddia ettiği gibi yeryüzünde basitten gelişmişe doğru bir canlılık oluşumunun olmadığını gösteriyor. 

Bulunan her fosil, tam kompleks özelliklere sahip olduğu için evrimciler her seferinde özür dileyerek şemayı yeniden düzenlemeye çalışıyorlar. 

Sonuçta varılan nokta şu ki bugüne kadar çıkarılan en eski fosillerle, bu canlıların günümüzde yaşayan örnekleri birebir aynı. 

Evrimleşmeye dair hiçbir iz, kanıt yok. İncelenen bu yeni insan kafatası da 1.8 milyon yıllık ve günümüz insanın kafatasıyla aynı özelliklere sahip.

Evrimciler için artık yolun sonu göründü.

CHP ZAMANINDA BİRKAÇ METRE İP YAPANA PLAKET VERİYOLARDI


 ÜLKEMİZDE KÖPRÜLER,UÇAKLAR,SAVAŞ GEMİLERİ,FÜZELER,YOLLAR,BARAJLAR,OKULLAR,HASTANELER,KENTSEL DÖNÜŞÜM VS YAPILIYOR DİYE ORTALIĞI SAVAŞ ALANINA ÇEVİREN BAŞBAKANA DİKTATÖR DİYEN CEHAPE ZAMANINDA BİRKAÇ METRE İP YAPANA PLAKET VERİYOLARDI

Arakan’da Müslüman olmak + 18


Arakan’da sırf Müslüman oldukları için 10 Müslüman, Budist çetelerce yakalanıp yerde öldürüseye dayak yerken görülüyor.  Görüntülerde anlaşılacağı gibi ellerinde bıçak ve sopa olan çeteler yerde daha can vememiş insaları  vahşice vurup öldürüyorlar. 

video

video




Tayland’a sığınan ya da resmi görevlilerce gözaltına alınan Arakanlılar köle olarak satılıyor. Taylandlılar, her bir Arakanlı için 4 bin TL civarında para istiyor.


 MÜSLÜMANLARA YAPILAN KÖTÜ UYGULAMALARDAN BAZILARI

MÜSLÜMAN KADINLARI SEKS KÖLESİ OLARAK KULLANIYORLAR

Myanmar ordusu Arakanlı kadınları seks kölesi olarak kullanıyor. Güvenilir kaynaklardan gelen iddialar arasında Müslüman köylerinin boşaltılması, erkeklerin ve erkek çocukların keyfi tutuklanması, işkence, adil yargılanma haklarının verilmemesi gibi hususların yer aldığı, “Keyfi tutuklamalar korkusuyla erkeklerin köylerden kaçması, Müslüman kadınları ve kızları, Myanmar güvenlik güçlerinin tecavüz ve cinsel saldırılarına karşı savunmasız bırakıyor” değerlendirmesinde bulundu.

İKİDEN FAZLA ÇOCUK YAPMAK YASAK

Alınan karara göre Müslümanların ikiden fazla çocuk sahibi olmaları yasaklandı

CAMİLER KAPALI VE CENAZE NAMAZLARI RÜŞVETLE KILINIYOR

Arakan’da bütün camiler halen kapalı. Cenaze namazına bile izin verilmiyor. Müslümanlar, ölüleri için gece saatlerinde yerel yöneticilere rüşvet vererek cenaze namazı kılabiliyor.

EN BÜYÜK ZEVKLERİNDEN BİRİ MÜSLÜMAN YAKMAK

Budistler  ateşe verdikleri müslümanlara yardıma gelen kişilere  “Su dökmeyin, bırakın ölsün diye tehtitlerde bulunuyorlar.

BUDİST ÇETELERDEN KAMPLARLA KALAN MÜSLÜMANLARA TACİZ ATEŞİ

Zorla kamplarda yaşamaya mecbur bırakılan müslümanlar, budist çeteler tarafından kamplara ateş edilmek suretiyle göç etmelerine neden oluyorlar.İşkence, ölüm ve tecavüzlerin hergün sistematik olarak müslümanlara uygulandığı Burma’da, Hükümet destekli çeteler halka ya ölümle yada sürgünle tehtit etmektedir.


Araplar bizi arkadan vurdu dediler



Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Mısır, Sudan, Musul, Kerkük, Batum ve Adalarla birlikte Şerefimizi de Lozan'da sattılar... 

Değerlerimizi, yankilerin çizmeleri altında çiğnettiler.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, katliamdan kaçıp bize sığınan Azeri Kardeşlerimizi Ruslara teslim edip Katlini seyrettiler.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Kurtuluş savaşı kahramanları Kara Fatma Özişçi, Nene Hatunlara, Sütçü İmamlara Başörtüsünü, Sakal-Sarık ve Cübbe'yi yasakladılar. Bu sebeple, Torunlarının Eğitim haklarını gasp ettiler.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Batı Trakya'yı ve oradaki kardeşlerimizi düşmana teslim ettiler.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Dersim'de Çoluk-Çocuk, Kadın-Erkek demeden on binlerce Kardeşimizi "Terörist" diyerek katlettiler. Kalanlar da açlıktan ölsün diye, Keçileri bile bombaladılar.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, hizmetleriyle vatanımızı kuşatan, Canı ve Taht'ı pahasına topraklarımızı koruyan Sultan II. Abdülhamid Han'ı Arkadan vurup ihânet ettiler; Tahttan indirdiler.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Fatih'in emaneti olan, İstanbul'un Fethi'nin sembolü olan Ayasofya Camii'ni kapattılar, Müze diye turistlere çiğnettiler.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Sultan Vahidüddin'e iftira attılar; Hayatı pahasına yapmayacağı şeyleri ona isnad ettiler.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, kafamıza zorla Yahudi şapkası geçirdiler. Takmayanları astılar, Rize'yi bu yüzden savaş gemisiyle vurdular.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Kısa zamanda Cihan devleti olan, İlim ve Bilimde çığır açıp Dünya'ya öncü olan Osmanlı'ya "gerici" yaftası yapıştırdılar. Atalarını sattılar.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Müslümanların tek yumruk olmasını, Birlik olmasını sağlayan Hilafet'i kaldırarak Müslümanları başsız bıraktılar. Müslümanları parçalayarak, kan emici emperyalistlerin insafına bıraktılar.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, İsrail'i ülke olarak ilk tanıyanlardan oldular.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Kur'an ve hatta Elif-Ba cüzlerini yasakladılar... Hacca gitmeyi yasakladılar.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, Tarih kitaplarını yalanlarla doldurarak Atalarımıza sövdüler ve sövdürdüler... Bizi şanlı tarihimizden kopardılar.

Araplar bizi arkadan vurdu dediler, bu Ülke'deki Müslümanı da, Alevi'yi de, Kürdü'de, Türk'ü de Çerkezi de ezdikçe ezdiler. Bu vatanı, Vatan için can vermiş insanlara dar ettiler.

Şerif Hüseyin'in ihanetini tüm araplara mâledip "Araplar bizi arkadan vurdu" diyerek, sadece bize değil, Tarih boyunca canı pahasına bize hep destek olan Araplara da ihanet ettiler.

Ve daha nicesi...


CHP ağaç kesiyor




video


CHP ağaç kesiyor Gezicilerden ses yok! Gezi Parkı eylemlerine destek açıklaması yapan, Ergenekon sanıklarının yargılandığı Silivri Cezaevine defalarca otobüs kaldıran CHP’li Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç’in kendi ilçesi sınırlarında bulunan ağaçları kestirdiği ortaya çıktı. 

Kültür merkezine otopark yapılacağı gerekçesiyle 40 yaşın üstünde 30′dan fazla ağacın katledildiği bildirildi. 

CHP’LİLER AĞAÇ KESTİ KİMSENİN GIKI ÇIKMADI

 Şehirdeki trafik problemini sebep gösteren CHP’liBergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, 40 yaşın üzerinde olan 30′dan fazla çam ağacını kestirdi. 

Yaptırdığı kültür merkezinin bile otoparkı bulunmayan Bergama Belediyesi, 700 metre uzakta bulunan yeşil alandaki ağaçları keserek trafiğin yanı sıra kültür merkezinin otoparkı olmamasını sebep gösterdi. 

CHP’li Bergama Belediyesi’nin bu iki yüzlülüğüne karşı çıkan yüzlerce vatandaş ağaçların kesilmesi ve sökülmesi esnasında katliama tepki gösterdi. 

Bergama Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ağaç katliamının ardından oluşan alana kurulacak otopark, 4 katlı olarak inşa edilecek. 13 bin metrekare alanı kapsayacağı belirtilen alanın yapımında daha pek çok ağacın kesileceği öğrenildi.

 ÜRPER: GEZİ PARKI VE ODTÜ’YE SAHİP ÇIKAN CHP BU KATLİAMA DA SAHİP ÇIKSIN 

CHP’lilerin ikiyüzlü tavırlarına birçok kez şahit olduklarını söyleyen AK Parti Bergama İlçe Başkanı Raşit Ürper ağaç katliamına tepki gösterdi. 

Ürper, “Bergama’da CHP’li belediye başkanı otopark yapımı için 30′a yakın çam ağacını katletti. Halkı da kandırmak için ‘ Buradan kökleyip başka naklediyoruz’ diyor. Çam ağacı 2 yaşından sonra köklenip bir yerden bir yere nakledilemez, ölür.

 Biz şuna karşıyız. CHP İstanbul’da 2-3 ağaç kesildi diye bütün Türkiye’yi ayağa kaldırdı. ODTÜ’de yol yapımı için kesilen ağaçlardan dolayı ortalığı ayağa kaldırıyor.

 Aynı CHP Bergama’da otopark yapımı için ağaçları katlediyor. Biz böyle bir mantığa şaşırıyoruz. Normalde bu otopark Bergama Belediyesi’nin yeni yaptırılan kültür merkezinin içerisinde olmalıydı. Başkanın daha önceden de ağaç kesmeye yönelik eylemleri oldu. 

Ama ilk defa gözle görünen ve şehir merkezinde olan bir yerde ağaç katletti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ODTÜ’de kesilen ağaçları protesto edenlere sahip çıkıyor. 

Ben de buradan diyorum ki; Aynı CHP’li Kılıçdaroğlu gelsin buradaki katliam yapan belediyeye sahip çıksın da görelim” ifadelerini kullandı.



23 Ekim 2013 Çarşamba

Üstad'a yapılan bir saygısızlık ve ağır karşılığı...

Üstad'a yapılan bir saygısızlık ve ağır karşılığı...

Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır.

 Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek:

"- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der.

(Bir Deste Nükte, Cevdet Söztutan)


İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *